Bugünlerde gökyüzünde arka arkaya dizilmiş ışıkları görenlerin sayısı bir hayli arttı. Bunlar UFO, yani tanımlanamayan uçan nesneler değil. Peş peşe gönderilen Starlink uyduları. Özellikle ilk fırlatıldığı günlerde ışıkları açık 60 vagonlu bir tren gibi geçtikleri için Starlink uydu treni olarak da adlandırılıyor.

Geçtiğimiz 22 Nisan Çarşamba günü 60 uydu daha gönderildi. Dolayısıyla bugünlerde görme şansımız biraz daha yüksek.

Starlink projesi dünyanın yörüngesinde oluşturulmaya başlanan bir uydu ağı. Arkasında dünyanın en popüler girişimcilerinden Elon Musk ve onun uzay şirketi SpaceX var. SpaceX’e ait roketler bugüne kadar genellikle dünyanın çeşitli ülkelerine ait uyduları yörüngeye yerleştirdi ya da CRS görevlerinde olduğu gibi ISS’e bilimsel malzemeler taşıdı. Starlink projesinde ise kendi tasarımları olan telekomünikasyon uydularını yörüngeye yerleştirmek, bunları kullanarak dünyanın en ücra köşeleri de dahil olmak üzere her noktasına hızlı ve ekonomik fiyatlı internet hizmeti vermek planlanıyor.

2015 yılında Elon Musk tarafından anons edildiğinde her zamanki gibi inanılması çok zor bir proje olarak algılandı. Ve yine her zamanki gibi hedeflenen 2017 tarihi tutturulamadı. Ancak bu tarihten 1 yıl sonra TenTen A ve TenTen B adı verilen ilk 2 uydu yörüngeye yerleştirildi.

Tabi iki uyduyla dünyanın her köşesine internet sağlayamazsınız. Bunun için yörüngede çok daha fazla sayıda uyduya ihtiyaç var. Öyle onlarca, yüzlerce filan değil. Binlerce, on binlerce uyduya… Zaten ilk testler yapıldıktan kısa bir süre sonra, geçen yıl Mayıs ayında 60 Starlink uydusu uzaya gönderildi. Ve geçtiğimiz Kasım ayından beri her ay 60 tane daha gönderiliyor. Geçen Çarşamba yapılan Nisan fırlatışıyla uzaya gönderilen Starlink uydu sayısı 422’ye ulaştı. Peki daha ne kadar gönderilecek? Önümüzdeki 10 yıl boyunca her ay en az 60 ila 120 tane daha gönderilmesi planlanıyor. Ortalama günde 3-4 tane demek bu. Çünkü uzayda kurulmaya başlanan bu internet ağının hızlı ve stabil olarak çalışabilmesi için ilk etapta 12000 tane ve ikinci etapta da 30000 tane uydu gönderilmesi gerekecek. Elon Musk’ın nihai hedefi toplam 42000 uydu.

Birleşmiş Milletler’e göre insanlığın 1957’de uzaya gönderdiği ilk araçtan bugüne tüm uzay tarihinde gönderilen araç sayısı Nisan 2020 itibariyle 9447 tane. Bunlar bugüne kadar gönderilenlerin tamamı. Şu anda aktif olarak yörüngede bulunanlarsa 2000 civarında ve bunların da beşte biri zaten son 6 ayda gönderilen 422 Starlink uydusu olduğu için uzayda en fazla uyduya sahip şirket haline geldi bile.

Uzaya daha önce gönderilmiş telekomünikasyon uyduları da var. Örneğin Türkiye’nin şu anda uzayda aktif 6 uydusundan 3’ü haberleşme amacıyla kullanılan Türksat 3A, 4A ve 4B gibi. Bu arada Türksat 5A’nın da bu yılın sonunda SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatılması bekleniyor. Fırlatma tarihi henüz belli değil ama 2020’nin son çeyreği gibi bir tarih verildi.

Proje tamamlandığında uzaydaki aktif uydu sayısı 20 katına çıkacak ve böylece SpaceX dünyadaki tüm ülkelerin bugüne kadar gönderdiği tüm araçların 4 katını tek başına göndermiş olacak. Bu projenin vaat ettiği şeyler kulağa çok güzel gelse de inanılması zor sayıdaki yeni uydunun oluşturabileceği potansiyel problemler haklı olarak büyük tartışmalara yol açıyor.

En önemli problemlerden biri ışık kirliliği. Çünkü gökyüzüne çok fazla bakmayan birisi olsanız bile muhtemelen önümüzdeki 10 yıl içerisinde en az birkaç kez denk geleceksiniz. Zaten dünyada köşe bucak karanlık bir nokta arayan astronomlar için felaket bir durum bu. Özellikle amatör astronomlar ve astrofotoğrafçılıkla ilgilenenlerin çektiği uzun pozlamalı fotoğraflarda beyaz çizgiler belirmeye başladı bile. Bu ışık kirliliği uydular yörüngeye yerleştikten sonra kalmıyor ama fırlatıldıktan sonraki ilk günlerde uyduların üzerindeki güneş panellerinden meydana gelen yansıma nedeniyle rahatsız edici oluyor. SpaceX gelen tepkiler üzerine bu ilk dönemdeki yansımayı azaltabilmek için çalıştıklarını ve deneme amacıyla gönderdikleri bir uydunun güneş panellerini özel bir malzemeyle kapladıklarını belirtti ama henüz kayda değer bir sonuç alınamadı.

Starlink uydularının her biri 260 kg ağırlığında ve yaklaşık bir masa büyüklüğünde. Üzerinde 4 tane güçlü anten var. Bunlar sayesinde hem kendi aralarında hem de dünyayla haberleşebiliyorlar. Enerjisini üzerindeki akordion şeklinde açılan güneş panellerinden elde ediyor. Bu uydular iyon motorlarının itki gücüyle hareket edebiliyor ve manevra yapabiliyor. Yörüngede yükselip alçalabiliyor ve hizmet süresi dolduktan sonra atmosfere girip kendisini yakarak imha edebiliyor. Starlink, iyon motorlarında kripton yakıtı kullanan ilk uzay aracı olarak da tarihe geçti. Güneş panelleri, antenler, kriptonla çalışan iyon motorları dışında yine bu uydular için özel olarak üretilmiş hassas bir navigasyon cihazı da yer alıyor. Tüm bu donanımın sebebi yörüngedeki diğer uydulara ve ISS gibi araçlara çarpmaktan kaçınmak. 1000’de 1 olasılıkla gerçekleşebilecek böyle bir durumu engellemek için her uyduya çarpışma önleyici bir sistem yerleştirilmiş.

Bu uydulardan her seferinde 60 tanesi üst üste bir zincir gibi dizilerek fırlatılıyor. Tanesi 300.000 USD’dan toplamda 18 milyon dolarlık 60 uydu, 50 milyon dolarlık bir Falcon 9 göreviyle fırlatılıyor ve bu işlem önümüzdeki 10 yıl boyunca başlangıçta ayda bir kez, daha sonra da her on beş günde bir yapılacak.

23 Nisan’da Elon Musk fiyat bilgisi vermeden 3 ay içerisinde kapalı beta ve 6 ay içerisinde de halka açık beta şeklinde Kanada’da ve ABD’nin kuzey bölgelerinde hizmet vermeye başlayacaklarını duyurdu. Gönderilen uydu sayısı arttıkça doğal olarak kapsama alanı ve hızı da artacak. Önümüzdeki yıl Avrupa ülkelerinden ve 2027 yılına kadar dünyanın her yerinden en hızlı internet erişimini sunmayı hedefliyorlar.

Henüz bu hızlı interneti kullanamıyoruz ama onu bize sağlayacak uyduları görmeye başladık bile. Eğer siz de görmek istiyorsanız sadece bununla ilgili yapılmış bir web sitesi var: https://findstarlink.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yazan/Düzenleyen: RAHMİ GÜNDÜZ

Yayın Tarihi: 28.04.2020