10 Yıldan Sonra MESSENGER’ın Merkür Görevini Hatırlamak

18 Mart 2011’de, NASA’nın MESSENGER uzay aracı Merkün’ün yörüngesine giren ilk sonda olmuş ve Güneş Sistemi’nin en iç gezegeninden eşi benzeri görülmemiş görüntüler elde etmişti.

Bu sanatçının konsepti, NASA’nın MESSENGER uzay aracını Merkür’de, küçük gezegenin yörüngesindeki ilk uzay aracı olarak sergiliyor. (NASA)

İlk atalarımıza göre, Merkür tuhaftı. Gökyüzündeki en ufak, aynı zamanda da en hızlı gezegendi. Ve gökkubbenin bir yanından diğer yanına ani hareketi; Babil Nabudan, Yunan Hermese, ondan da modern adının kökeni olan Romalı Mercuriuse kadar tanrıların filo ayaklı elçisi olmak ona bir ölçüde ün kazandırdı.  

Mercurius’un kutsal özellikleri arasında düzenbazlık, hırsızlık ve iyi şans vardı. Üçü de on yıl önce tam 18 Mart’ta hizaya girerek, MESSENGER adlı gezegenlerarası bir sonda uzaydan Merkün’ün zayıf kütle çekimine yakalandığında, Güneş Sistemi’nin düzensiz iç sınırındaki bu az bilinen gezegene dair anlayışımızı sonsuza dek değiştirdi.  

Merkür’ü İlk Olarak Mariner 10 Keşfediyor 

MESSENGER, Merkür’e gönderilme riski alınan ikinci sondadır ve 1974 ile 1975 yılları arasında Mariner 10’un kısa, hızlı turu ile üç yakın mesafe geçişinden ancak otuz yıl sonra gönderilmiştir. Ancak Mariner 10’un yörüngesi sadece minik gezegenin doğu yarım küresini görebilecek şekilde ayarlanmıştı. Sonuçta Merkür’ün yüzeyinin yalnızca yüzde 45’i görünürdü, geri kalanı ise karanlığa gömülmüştü.  

Yine de Mariner 10, Güneş’e Dünya’dan üç kat daha yakın olan çorak, kavurucu gezegene dair ipuçları ortaya çıkarmıştır. Kömür rengi Merkür göğünde Güneş, Dünya’da göründüğünden on bir kat daha parlak ve üç kat daha büyük görünmektedir ve gezegeni insanların dayanabileceğinden çok daha büyük bir sıcaklıkta kavurmaktadır.  

Mariner 10, Merkür’ün daha güçlü kütle çekimi nedeniyle normalde doğaları farklı olsa da, Ay’dan farklı olmayan sarp dağlıklar ve düz ovalar gördü. Zincirler ile krater kümeleri, dağlıkları çevreliyor gibi görünüyordu. Dağ yamaçları tarafından çevrelenmiş 3.85 milyar yıllık bir çarpma yeri olan engin Caloris havzası, Mariner 10’un görüşüne kısmen de olsa alaycı bir biçimde girdi.

Merkür’ün bu fotomozaik (yörüngeden çekilmiş, birçok parçadan oluşan ve birlikte bir resmi oluşturan fotoğraf) görüntüsü, Mariner 10’un Güneş Sistemi’nin en iç gezegenine yaptığı ilk geçiş sırasında çektiği görüntülere istinaden oluşturulmuştur. (NASA/JPL) 

Sonda, demir ve nikelce zengin devasa bir gezegen çekirdeğinin yanı sıra, Merkür’ün Güneş rüzgarlarından ele geçirilen hidrojen ve helyum atomlarından oluşan seyrek ekzosferini tespit etti. 

Yüzey sıcaklıklarının, gündüz 750 Fahrenheit (400°C) ile gece -290 Fahrenheit (-180°C) arasında,  kavurucu bir sarkaç gibi geçiş yaptığı bulundu. Şaşırtıcı bir şekilde, Mariner 10, aynı zamanda Merkür’ün kendine özgü bir manyetik alana sahip olduğunu ve Dünya’nınkinden yüz kat daha zayıf olmasına rağmen, Güneş rüzgarlarındaki yüklü parçacıklara karşı gezegene zayıf bir kalkan görevi gördüğünü keşfetti.  

Ancak, Merkür hakkındaki en olasılık dışı keşifler, Mariner 10 oradan ayrıldıktan sonra geldi. Örneğin, radar gözlemleri küçük gezegenin iddia edilen kuzey ve güney kutupları yakınındaki parlak noktalarından, bu cehennemvâri yerde bile, Merkür’ün gölgede kalmış kraterlerinin zemininde su buzu yataklarının var olabileceğini ortaya çıkardı. 

Merkür’e bir başka görev yapmak fikri cazipti, fakat doğal olarak zordu.  

Güneş’e en yakın gezegene ulaşmak, en uzaktakine ulaşmaktan çok daha zor. Bunun sebebi, sonda Güneş’e yaklaştıkça ivmelenecekti, bu da onun Merkür’ün güçsüz kütle çekiminden kaçabilecek kadar hızlanıp gezegeni teğet geçmesine sebep olabilirdi. Ama Dünya’da bir defa, Venüs’te iki defa ve Merkür’de ise üç defa dönebilecek bir uzay aracı, gezegenlerin kombine olmuş yerçekimlerini kullanarak kendisini Merkür’ün yörüngesine yakalanmaya yetecek kadar yavaşlatabilirdi.  

Ve MESSENGER’ın, Merkür’ün yörüngesine giren ilk uzay aracı olarak yaptığı şey de tam olarak buydu. 

MESSENGER, Merkür’e Gidiyor 

NASA, bu uzay aracının adını tecrübe ile sabit olan “akronim” tekniklerini kullanarak zekice uyarladı. MESSENGER’ın adının açılımı MErcury Surface, Space, ENvironment, GEochemistry ve Ranging’dir. (Ç.N: Sırasıyla; Merkür yüzeyi, uzay, çevre, jeokimya ve uzaklık tayini.) Sonda, 3 Ağustos 2004’te Cape Canaveral’dan bir Delta II roketinin üzerinde fırlatıldı. 

Altı fit (1,8 m) yükseklikte duran, grafit-epoksi çerçeve ve seramik kumaştan koruyucu kalkana sahip olan MESSENGER, Merkür’ü araştırmak için yedi alet taşıdı. Kameraları, gezegeni piksel başına 800 fitten (250 m) daha iyi çözünürlükte haritalayacaktı. Gama ışını, X ışını ve nötron spektrometreleri kutup buzunu arayacak ve mineralojik özelliklerini inceleyecekti. Ve diğer sensörler ise Merkür’ün ekzosferini tarayıp, manyetik alanını inceleyecek, yer şekillerini ölçecek ve yerçekimi alanının gücünü belirleyecekti.  

Dünya’dan saatte 24.000 mil (38.600 km/s) hızla uzaklaştıktan sonra MESSENGER, bilimsel araç setini kalibre ederken orta Moğolistan’ın üzerinden geçerek Ağustos 2005’te gezegenimize döndü. Bunu, Ekim 2006 ve Haziran 2007’de Venüs ile iki karşılaşma izledi. Daha sonra MESSENGER, Ocak 2008 ve Eylül 2009 tarihleri arasında üç ayrı kez Merkür’ün 125 millik (200 km) alanını kapsayacak şekilde üzerinden geçti. 

MESSENGER, resmi olarak Pantheon Fossae olarak bilinen bu “örümcek” manzarasını, Merkür’den ilk geçişinde yakaladı. Eşsiz, yayılan şekil Caloris havzasının kalbine yakın bir konumdadır. (NASA/Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı/Washington Carnegie Enstitüsü) 

Bu geçişler sırasında MESSENGER, en azından şimdilik sadece kutup bölgeleri görüş dışında kalacak kadar Merkür’ün daha önce görülmemiş batı yarım küresinin neredeyse tamamını görüntüledi ve gezegen yüzeyinin yüzde 98’ini yakaladı. 440 mil (715 km) genişliğindeki Rembrandt kraterini (Merkür’ün en genç kraterlerinden biri) keşfetti ve yüzeyde kıvrılan dev uçurum zincirlerini ortaya çıkardı. Uzay aracı, ayrıca Caloris havzasının merkezinin yakınında, günümüzde Pantheon Fossae olarak bilinen “örümcek” lakaplı, gizemli bir dizi dar, düz zeminli olukları da tespit etti. Ve Caloris’in büyüklüğü 960 mil (1.550 km) olarak düzeltildi. Bu, onu Merkür’deki en büyük çarpma yeri haline getirdi. 

MESSENGER’ın Merkür’den yaptığı geçişler, ayrıca gezegenin yüzeyinin neredeyse yarısının düz ovalar ile kaplı olduğunu, gezegenin manyetik alanının kısmen erimiş çekirdeğinin derinlerinde aktif olarak üretildiğini ve volkanizmanın Merkür jeolojisinde uzun vadeli bir kilit oyuncu olduğunu ortaya çıkardı.  

Başka bir deyişle, MESSENGER’ın görevinin ilk kısımları bile kıymetli bilgilerle doluydu.

MESSENGER, Merkür Yörüngesine Giriyor 

MESSENGER’ın iştah açıcı ilk geçişleri, araştırmacıların bilimsel açlığını uyandırmış olabilir. Fakat bunlar, sondanın ana motorunun 18 Mart 2011’de 15 kritik dakika boyunca yanmasıyla resmen başlayan ve Merkür’ün yörüngesine yerleşmesine izin veren giriş hakkına kıyasla soluk kaldı.  

Nihayet, yeni bir keşif çağı başlıyordu. 

MESSENGER’in eliptik yörüngesi, Merkür’ün yüzeyinden 125 mil (200 km) uzaklığa kadar gitti. Ayrıca, ancak kendisini Merkür’ün kavurucu yüzeyinden yayılan ısıdan korumaya yardımcı olmak için 9.300 mil (15.000 km) kadar uzağa gidebildi. Bir yıl süren birincil görevi, Merkür’ün karanlık tarafında beklenmedik derecede yüksek magnezyum ve kalsiyum konsantrasyonlarını ortaya çıkardı, geçmiş volkanizmaya işaret eden ipuçları buldu ve manyetik alanının gezegenin merkezinin çok kuzeyine kaydırıldığını gösterdi. 

MESSENGER’ın Merkür yörüngesine girme yeteneği sayesinde, uzay aracı detaylı ve kapsamlı haritalar elde edebildi. Bu sahte renkli görüntü, bilim insanlarının gezegenin yüzey bileşimini belirlemesine yardımcı olan spektral farklılıkları vurgular. (NASA/Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı/Washington Carnegie Enstitüsü) 

MESSENGER, Mart 2013’e kadar uzatılan göreviyle, küçük gezegenin tüm yüzeyini tamamen haritalandırmaya devam etti. Merkür’ün çekirdeğinin gezegenin yarıçapının yüzde 85’ini oluşturduğunu buldu. Ve alçak kesitli kalkan yanardağlarında, çoğunlukla çarpma kraterlerinde ortaya çıkmış olan 50’den fazla ilkel volkanik akıntı belirledi. 

MESSENGER’in misyonu boyunca elde ettiği etkileyici bilimsel sonuçlara rağmen, halkın hayal gücünü gerçekten yakalayan şey, Kasım 2012’de NASA’nın açıkladığı bir bulguydu. MESSENGER, Merkür’ün kutuplarının yakınında muazzam miktarda neredeyse saf su buzunu keşfetmişti. Ve bu su buzu yalnızca birkaç on milyon yaşında gibi göründüğü için, bunun Merkür’ün yüzeyindeki suyu tazelemeye yarayacak bir araç olabileceği öne sürüldü.  

İki yıllık ikinci ve son görev uzatması, MESSENGER’ı hala daha düşük rakımlara getiren bir gezinme kampanyasını içeriyordu. Yine de son yakındı; uzay aracının alçak yörüngesi, iki ek irtifa artışına rağmen yavaş yavaş azaldı. 

Sonuçta 30 Nisan 2015’te, MESSENGER, Janáček adındaki 29 mil (47 km) genişliğindeki kraterin yakınında bir yerde yüzeye çarptı. 

Baş Araştırmacı Sean Solomon tarafından “Komşu gezegenlerimizi keşfetmek için şimdiye kadar yapılmış en dayanıklı ve başarılı uzay araçlarından biri” olarak tanımlanan MESSENGER, 8,7 milyar mil (14 milyar km) yol kat etti, 4.100 kez Merkür’ün etrafında dolandı ve neredeyse 300.000 fotoğraf çekerek tarihte kendine hak edilmiş bir yer kazandı. 

Haberin Orijinal Hâli: https://astronomy.com/news/2021/03/remembering-messengers-mission-to-mercury-10-years-later 

Çeviren: Sena Eser

Yayın Tarihi: 19.03.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir