AAK | Amatör Astronomlar Kulübü

Mars, Asteroit Kuşağı’nda Doğmuş Olabilir


Olcaytuğ Özgüllü 19.04.2018



Mars ve Dünya çok farklı geçmişlere sahiptirler. Basit bir örnek verecek olursak; Dünya’nın çoğunluğu suyla kaplıyken, Mars suyunun çoğunu uzak geçmişinde kaybetmiştir. Ama biliminsanları Mars'taki elementlerin, özellikle krom, titanyum ve oksijenin farklı izotoplara veya atomik kütlelere sahip olduklarını da biliyorlardı

Earth ve Planetary Science Letters dergisinde yayınlanan yeni bir makaleye göre Mars, şu an bulunduğu konumdan farklı olarak Güneş Sistemi’nin farklı bir bölümünde oluştuğu için bu bileşimsel farklılıkların ortaya çıktığı savunuluyor. Makalenin savunduğuna göre Mars’ın Güneş ve Asteroit Kuşağı arasında olmak yerine, Güneş’e şimdikinden biraz daha yakın olan konumundan göç etmeden önce asteroit kuşağının içinde oluştuğundan bahsediyor. Makale aynen şöyle diyor: Mars'ın kütleçekimiyle bir şekilde, kemerin içindeki asteroitler gibi küçük cisimciklerle, yani gezegenciklerle etkileşime girmesi nedeniyle göç oluştu.

Tokyo Teknoloji Enstitüsü'nün Dünya - Hayat Bilimleri Enstitüsü’nden Doç. Dr. Ramon Brasser, bir e-posta yazdı. "Mars, gezegenciklerden daha büyük olduğundan, bu gezegencikleri dağıtarak enerjiyi kaybetme eğilimi gösterir, çünkü bunları (gezegencikleri) Jüpiter'e aktarır ve Jüpiter bunları güneş sisteminden çıkarır".

Güneş Sistemi’nin oluşumunun geçerli teorisi, Güneş ve gezegenlerin oluşumunun bir gaz ve toz bulutunun kütleçekim kuvvetiyle sıkıştıktan sonra, bir ihtimal de geçen bir yıldızdan kaynaklandığını önermektedir. Zamanla küçük gaz ve toz partikülleri bir araya gelerek Güneş ve günümüz gezegenlerini oluşturdu.

Bu süreçte gezegenlerin göç edip etmediğine dair tartışmalar hala var. Önceden bilim insanların teorilerinde kayalık gezegenler olan Merkür, Venüs, Dünya ve Mars’ta, gaz devleri olan Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’den daha az gaz toplandığı, çünkü kayalık gezegenlerin Güneş’e daha yakın oluştukları vardı. Güneş radyasyonun gazın büyük bölümünü iç güneş sisteminden dış güneş sistemine üfürdüğü düşünülüyordu. Bununla birlikte bilim insanları, yıldızlarına çok yakın birkaç Jüpiter boyutundaki ötegezegenleri tespit ettiler; bu da göçün de içinde bulunduğu farklı bir oluşum süreci anlamına gelebilir.

(ÇN: Ötegezegen, Güneş Sistemi’nin dışındaki sistemlerde bulunan gezegenlere denir. Birkaç Jüpiter boyutunda olan ötegezegenlere ayrıca “Sıcak Jüpiterler” de denir.)

Bu durumda ekip karasal, ya da kayasal gezegenlerin oluşumlarını, basitleştirilmiş bilgisayar senaryolarını çalıştırarak ve Dünya’dan, Mars’tan, Ay’dan ve bir asteroit olan Vesta’dan alınan örneklere de bakarak, Mars’ın oluşumu hakkındaki hipotezlerini test etti. Brasser; “Diskin bir kısmında yeryüzünün yaratmadığı Mars analoglarını aradık ve bunu yapmanın tek yolunun Güneş'ten çok uzakta, iç asteroit kuşağında Mars'ı oluşturmak olduğuna karar verdik.” diye yazdı.

Chicago Üniversitesi’nde Nicolas Dauphas ve meslektaşlarının önceki çalışmalarına dayanarak, Brasser'ın ekibi tarafından kullanılan simülasyonlar erken Mars gezegen embriyolarıyla başladı. Simülasyonlar Mars'ın hızla büyüdüğünü, daha sonra gaz ve toz gibi maddelerinin çoğuna, Güneş Sistemi’nin oluşmasından 5-10 milyon yıl sonra büyümek için erişiminin olmadığını gösterdi. Mars, Güneş sisteminin doğumundan yaklaşık 120 milyon yıl sonra şu anki yörüngesine yerleşti ve bu noktada sıvı yüzeyi sertleşti.

Mars, muhtemelen geçmişte yüzeyinde sıvı su olmasına rağmen, zamanla atmosferi inceldi ve suyun yüzeyde sıvı halde kalmasını imkansız hale getirdi. Ancak Brasser, Mars'ın kökenlerinin bu süreci etkilemeyeceğini söyledi. Mars daha soğuk bir çevrede (asteroit kuşağı güneşten uzak olduğu için) oluşmuşken, bugünkü yerine göç etmeden önce yalnızca birkaç milyon yılı vardı.

Brasser, "Bulunduğu yerde 100 milyon yıldan daha az vakit geçirdiğinden, atmosferindeki kayıp günümüzde bulunduğu yerindeki ve güneşin parlattığı ve manyetik alanının kaybedilmesiyle belirginleşiyor" diye yazdı.

Brasser, gelecekte Mars'ın mevcut modelden daha iyi özelliklerini üretip üretemediklerini görmek için hipotezini farklı karasal gezegen oluşum modelleri kullanarak da test etmeyi planlıyor ve Mars'ın tüm kayalık gezegenlerin oluşum biçiminde adeta bir "tüten silah" olabileceğini de sözlerine ekliyor. Bu yüzden de soruna saldırmakla bu kadar ilgili.

Makale Linki: http://www.space.com/36828-mars-may-have-been-born-in-the-asteroid-belt.html



Okunma Sayısı 773



YAKLAŞAN ETKİNLİK

Astronomi ve Uzay Bilimleri

APOD

INSTAGRAM

SOSYAL MEDYA

Facebook


Instagram


Twitter



İLETİŞİM


İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü 34119 Beyazıt Kampüs Fatih / İstanbul


iuffaak@gmail.com