AAK | Amatör Astronomlar Kulübü

KUTSAL KARANLIK


Mustafa Turan Sağlam 11.05.2018



Bütün görsel izlenimler arasında, duygunun,

en yakın akrabası gökyüzünün derinlikleridir.

                                                         -SAMUEL TAYLOR COLERIDGE, NOTEBOOKS (1805)

Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, dilimiz, dinimiz ya da siyasi görüşümüz ne olursa olsun, ortak bir göğü paylaşıyoruz. Çoğumuz gökyüzünü mavi renkte bekliyoruz. Gün doğumunda uyanıp bulutsuz gökyüzüne baktığımızda siyah ya da yeşil renkte görsek doğal olarak şaşkına döneriz. (Los Angeles ve Mexico City sakinleri kahverengi, Londra ve Seatte’ dakilerse gri bir gökyüzüne alışmışlardır; fakat onlar bile gezegensel norm olarak maviyi benimser.)

Kuşlar onun içinde uçar, bulutlar onun içinde süzülür, çoğu insan gökyüzüne hayranlıklar bakar ve hatta birçok şiire, şarkıya söz olmuştur gökyüzü. Güneş ve başka yıldızların ışıkları onun da ötesinde bizlere göz kırparlar. Ama nedir o?  Nereden oluşur? Neden mavi? Eğer bütün insanlar için olağan bir şeyse, dünyamızı simgeliyorsa hakkında bir şeyler bilmemiz lazım elbette.Gök nedir?

1957 Ağustos ayında ilk kez bir insanoğlu maviliğin üzerine çıktı ve çevresine baktı; emekli bir Hava Kuvvetleri Subayı ve fizikçi olan David Simons’ ın o tarihe kadar en yükseğe çıkan insan olduğu gündü bu. Tek başına bir balonu 100.000 feet (30 kilometre ) yüksekliğe çıkardı ve faklı bir gökyüzü olduğunu gördü. Yer üzerindeki mavinin yerini uzayın tam karanlığının aldığı geçiş bölgesine varmıştı.

Simons’un unutulmuş uçuşundan beri birçok ulustan insan atmosferin üzerine çıktı. İnsan ve robot deneyimlerine dayanarak artık uzayda gündüz göğün siyah olduğu gayet açıktı.

İşte Yuri Gagarin ’in 12 Nisan 1961’de. insan türünün Vostok 1 ile yaptığı ilk uzaya yolculuğunda gördüklerine dair unutulmaz betimlemesi;

 

          “Gökyüzü simsiyah ve bu siyah gökten fonun önünde yıldızlar bir şekilde daha parlak ve daha belirgin görünüyor. Dünya’nın, ufka baktığınızda gayet iyi görünen, çok karakteristik, çok güzel bir mavi halesi var. Hafif maviden, maviye, koyu maviye ve mora ve sonra da göğün simsiyah rengine doğru yumuşak bir renk geçişi var. Çok hoş bir geçiş bu.”

 

Belli ki, Güneş’in ışığıyla aydınlatılmış -o mavi- gökyüzü bir şekilde, insanların yaşamının bağlı olduğu havayla bağlantılı. Onu şefkatli ve kutsal saymakla halıyız.

Maviyi gündüzleri görüyoruz çünkü güneş ışığı çevremizdeki ve yukarıdaki havadan geçerek geliyor. Bulutsuz bir gecede gökyüzü siyahtır çünkü havadan yasıyarak gelecek yeterince yoğun bir ışık kaynağı yoktur.( yoğun ışık kirliliğine sebep olan şehir ışıkları hariç) Hava, nasıl oluyorsa mavi ışığı yansıtıyor. Nasıl?

Güneşten çıkan görünür ışık, farklı dalga boylarında* ışıklara tekabül eden birçok renkte - mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı- gelir. En kısa dalga boyları mor ve mavi dalga buyundakilerdir; en uzunlar  ise turuncu ve kırmızının. Bizim renk olarak algıladıklarımız gözlerimiz ve beynimizin bu dalga boylarını okuma biçimidir.

Spektrumdaki bütün o gökkuşağı renkleri güneş ışığındaki gibi birbirine karışınca hemen hemen beyaz görünürler. Bu dalgalar hep birlikle, Güneş ile Dünya arasındaki 150 milyon kilometre (1AB) mesafeyi yaklaşık olarak sekiz dakikada geçerek gelir ve çoğunlukla azot ve oksijen moleküllerinden oluşan dünyamızın atmosferine çarpar. Bazı dalgalar hava tarafından uzaya geri yansıtılırken, bazıları da ışık yere varmadan önce sağa sola yansır ve bir göz tarafından algılanır.               (bazılara da bulutlardan ve yeryüzünden tekrar uzaya geri yansır) Işık dalgalarının atmosferde böle sağa sola yansımasına “saçılma” denir.

Ama hava molekülleri bütün ışık dalga boylarını tamamen eşit şekilde saçmaz. Moleküllerin büyüklüğünden çok daha uzun dalga boyları daha az saçılır; moleküllerin üzerinden taşarlar ve varlıklarından pek etkilenmezler. Moleküllerin büyüklüğüne yakın dalga boyları daha çok saçılır.( İskele kazıklarına çarpıp saçılan deniz dalgalarında ya da bir banyo küvetinde, musluk musluktan damlayan sudan kaynaklanan ve plastik ördeğe çarpan dalgalarda görebilirsiniz bunu) Daha kısa dalga boyuna sahip mor ve mavi ışığın dalga boyu, turuncu ve kırmızı dalga boyundan daha fazla saçılır. Kısacası bulutsuz bir günden kafamızı göğe kaldırıp baktığımızda güneş ışığının daha kısa dalga boyundaki ışığın atmosferimizde öncelikli saçılmasına tanık oluyoruz. Buna, bu durumun ilk tutarlı açıklamasını yapmış olan İngiliz fizikçinin adıyla Rayleigh saçılımı denir. Sigara dumanı da yine bu nedenle mavidir: Oluşturduğu partiküller hemen hemen mavi ışığın dalga boyu büyüklüğündedir.

Peki ya gün batımı neden kırmızı? Güneş ışığı uzun bir yolun ardından düyamızın atmosferiyle karşılaşır. Gün batımı ve gün doğumlarında ise öğleye nazaran daha yatık ve daha uzun bir yol katetmek zorundadır. Mor ve mavi dalgalar havada katettikleri, Güneş’in tepede olduğu zamana göre bu kez daha uzun yol süresince daha çok saçıldıklarından gün batımında gökyüzüne ve güneşe baktığımızda gördüğümüz, geriye kalan, yani güneş ışığının pek saçılmayan dalgaları, özellikle de turuncu ve kırmızıdır. (Öğle vakti Güneş’in sarımsı görünmesinin nedeni, kısmen öteki renklere göre birazcık daha sarı ışık vermesi ve kısmen de, Güneş tam tepedeyken bile Dünya atmosferinin güneş ışınlarındaki mavi ışığı saçarak ayırmasıdır.)

 

 

Bazen bilimcilerin hiç romantik olmadığı, her şeyin nedeninin düşünme tutkuları dünyayı güzellik ve gizemden yoksun bıraktığı söylenir. Ama dünyanın gerçekte nasıl işlediğini - beyaz ışığın renklerden oluştuğunu, rengin bizim ışığın dalga boyunu algılamamız olduğunu, şeffaf havanın ışığı yansıttığın, bunu yaparken de dalgalar arasında bir ayrım yaptığını ve göğün, günbatımının kırmızı olmasıyla aynı nedenden mavi olduğunu- anlamak sizce de heyecan verici değil mi?Bence gökyüzü hakkında birazcık şey bilmek romantizme zarar vermez.

 

  • Dalga boyu: dalga havada yahut uzayda yol alırken iki tepe noktasının arasındaki mesafedir.


Kaynak: Soluk Mavi Nokta (bölüm10; kutsal karanlık) - Carl SAGAN

Yazan: MUSTAFA TURAN SAĞLAM



Okunma Sayısı 580



YAKLAŞAN ETKİNLİK

Astronomi ve Uzay Bilimleri

APOD

INSTAGRAM

SOSYAL MEDYA

Facebook


Instagram


Twitter



İLETİŞİM


İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü 34119 Beyazıt Kampüs Fatih / İstanbul


iuffaak@gmail.com